Çevre Sorunları

 

GİRİŞ

Çevre   sorunlarının çok uzun yıllardan beri 1970 Dünyayı tehdit etmeye başladığının farkına varılmış, ileri ülkelerde her türlü iletişim araçları ve konferanslarla halk bilinçlendirilmeye, üniversitelerde bu yönde eğitim çalışmalarına başlanmıştır.İnsanların toplu yaşamaya başladıkları günden beri  cevap sorunları ortaya çıkmıştır.Ancak doğanın sürekli kendinin yenilemesi nedeniyle bunların farkına varılamamıştır.Çevre sorunu deyince akla hep Hava,Su,toprak kirliliği gibi nedenlerin gelmesi aslında yanlış bir olgudur.Gelişmişlik arttıkça bir takım kirlilikler doğmuş ve daha da insanlar üzerinde olumsuz etki yaratmaya başlamıştır. Bu sorunların çözümlenmesi güçlük yaratır hale gelmiştir.İnsanlar bu çevre içinde yaşamlarının sürdürmeye çalışırken kendi yapay çevrelerini oluşturmuştur.

Ortaya çıkan kirlenmelerin,çevre sorunlarının kaynakları,doğanın aşırı kullanımı,katı yakıtlar,aşırı tarım ilaçlarının ve gübrelerinin kullanımı,yok olmaya n plastik atıkların yanında diğer sebepler olarak çevresel sorunlarda  bilgisiz  bir topluma sahip olmamız, bilinçsizce bir çevre kullanımı ve bunlara eklenecek sayısız diğer kirleticilerdir.Bunların bir kısmı doğrudan ve bir kısmı dışsal etkilerle insanlığa zarar vermektedir.

Çevre sorunlarını görmeyi sağlamak,bunlara çözüm yolu aramak bilinçli bir toplum yetiştirmek amacıyla bu çalışmanın planı hazırlanmıştır.


 

1.        MATERYAL  VE  METOD

            Burada araştırılan konu,O.M.Y.O’ nun çevre açısından sorun yaratan nedenlerini ve etkilerinin incelenmesi, bunlara çözüm yollarının araştırılması ve fazla problem yaratmadan kirlenmesinin bir derecede olsa engellenmesi ve belki daha da önemlisi yaptığım bu araştırma ile öğrenci arkadaşlarımın bulundukları ortamın ne gibi sorunlarının olduğunun farkına varmaları,nasıl bir çevre içinde nefes aldıklarını göstermek ve araştırmamla arkadaşlarıma biraz olsun yararlı olmak.

Araştırmamı yaparken, Osmaniye İl Halk Kütüphanesinden, Osmaniye Valiliği Kütüphanesinden, O.M.Y.O. Talat Ersoy Kütüphanesinden bilgilerimi aldım.Ayrıca Yrd.Doç.Dr.Fahri KURTAY hocamın fikirlerinden ve çevre bölümü okuyan arkadaşlarımdan yardım aldım.

Topladığım kaynakları okuyarak önemli bulduğum yanlarını birleştirerek, kısa ve öz bilgi hazırladım.

Beni araştırmamı yaparken en çok yoran olay bilgi toplamanın ne kadar ayrı çok olduğu idi.


 

2.        ÇEVRE,DOĞAL DENGE,EKOLOJİ 2.1      Çevre

         Çevre, canlıların yaşamını sağlayan ve onları sürekli olarak etkisi altında bulunduran faktörler birliğidir. Atmosfer,su ve toprak  gibi kaynaklardaki doğal dengenin fiziksel,biyolojik ve kimyasal etkenlerle bozulmadan dengede kalması, canlı varlıkların yaşam ortamlarının muhafaza edilmesi gerekmektedir. Doğal dengenin bozulması sonucunda çevre sağlığı da bozulmaktadır.Bu tanıma göre, çevre bir canlının içinde bulunduğu ortamı ifade eder ( Tülücü , 1933,S. 4).

Çevre sözcüğü 1970’ li yıllara gelene dek, hem Türkçe’de hem de başlıca Batı dillerinde “ortam” ” dolaylarında “ bulunan yerin çevresi gibi anlamlara gelirken 1970’li yıllar boyunca sözcüğün içeriğini varsıllaştırılmasına  tanık olmuştur. Çevre kaba bir tanımlamayla   bile insan yaşamını koşullandıran doğal ve yapay öğelerin tümü anlamına gelmeye başlamıştır.

Bazı kuruluşlar ise, çevre kavramının kendi faaliyetleri açısından ne anlama geleceğini açıklamaya çalışmışlardır.Örneğin Avrupa Toplulukları için çevre, ilişkilerin karmaşıklığı içinde,insan yaşamasının çerçevesini,ortamını ve koşullarını olduğu gibi yada duyulduğu gibi oluşturan öğelerin tümüdür (Keleş , 1994, S. 22 ).

Çevre sorunlarının doğmasında dengesizce kullanılan kaynaklar, düzensizce meydana gelen sanayileşme,kentleşme dünyada olduğu gibi ülkemizde’ de  büyük sorunlar yaratmaktadır.Teknolojik gelişmelere bağlı olarak da  çevre sorunları altından kalkınmaz bir sorun yaratmıştır.


 

2.2      Doğal Denge     

            “Ekolojik  Denge” nin  veya doğal dengenin ve beşeri faaliyetlerin incelenmesi, çevre sorunlarının aydınlanmasına yarar sağlar.

İnsanın yaşamını sürdürmek için doğayı, doğal  kaynakları kullanması, tüketmesi ve sömürmesi kaçınılmaz bir olgudur.Belli bir denge içinde kalındığı sürece tüketilen yada yok edilen doğal kaynakların yenilenmesi devam ettikçe zarar verici eylemler  önüne geçilmez  yada  baş edilmez  bir sorunla karşılaşılmayacaktır.Doğal denge uyarınca kaynakların normal  biçimde kullanılması sorunsuz ve düzenli bir çevrenin oluşmasına ve varlığını sürdürmeye yarayacaktır.

İnsanlar kendi yapay çevrelerini oluştururken kaynakları dengesizce kullanmıştır.  Kaynakların sınırsız olduğu düşünülmüştür. Doğal denge bozulmuş yapaylaşmıştır. Buda  çevre sorunlarında artışa meydan vermiştir (Tülücü, 1993,S.5.5).

2.3      Ekoloji

            Canlıların birbirleriyle ve çevreleri arasındaki karşılıklı etki ve ilişkileri inceleyip araştıran bilim dalı olarak tanımlanır. Başka bir deyişle ekoloji canlıların yaşam temellerini dolayısıyla  doğayı korumanın ilkelerini öğreten bilim dalıdır.

Ekolojik sistemlere eko sistem denir. Canlı ve cansız öğelerden oluşur             (Tülücü,1993 ,s.5).


 

3.        ÇEVRE, İNSAN VE TOPLUM İLİŞKİLERİ 3.1      Çevre ve insan ilişkileri

            Çevre, Canlıların içinde yaşadığı ortamı ifade ettiğine göre,insan, çevre ve toplum varoluşlarından beri iç içe yaşayan, birbirine kenetlenerek sarılan ama her biri diğerinin ayrı ayrı kişiliğini,saygınlığını ve yararlarını da yine kenetlenerek koruyan, kollayan üç yeryüzü güzelliği şeklinde yorumlanmaktadır.

İnsanın  çevresiyle bilinçli biçimde tanıştığı, ilişkiye geçtiği andan itibaren, çevre sorunu vardır.İnsanın çevresi karşısında tavır alması çevresiyle arasına bazı suni sınırlar koyması, bu sınırları bakış akışına göre biçimlendirmesi olanağıdır. Biçimlendirme, dünya görüşünün sonucu olarak ortaya çıkar.

İnsan sosyo – ekonomik  durumu ne olursa olsun güzel bir dünyada yaşamak hakkına sahiptir.

İnsanın çevresinden bağımsız varolması mümkün değildir.İnsan ve çevre birbirini karşılıklı etkiler. Nasıl bir çevre oluşturduğumuzun, çevremizin ne yönde değişmekte olduğu,bizlerinde ne  yönde değişmekte,gelişmekte olduğumuza, işaret eder.

Dünyanın düzenlenmesi gerekirken , günümüzde insanın bilinçlenmesi ve insan olarak güzel bir dünyada yaşaması amaç olmaktan çıkmış ve insan , teknolojinin, idari ve mali güçlerin hakir bir aleti, bir hizmetkarı haline getirilmiştir.Çağın bu çarpıklığı mimariye yansımış, teknolojiye, ekonomik çıkarlara öncelik veren, insanı küçülten, ezen, dramatik çelişkiler içinde insanın bilincini, seçme ve karar verme hak ve yeteneklerini kısıtlayan biçimleri, dev ölçüler ve gayri insani bir dünya doğmuştur.Dünya fiziki, kültürel, ruhi alanlarda kirlenmeye terk edilmiştir.İnsanın görevi bu duruma karşı çıkmak bilinçli bir birey olarak dünyayı güzelleştirmektir.

4.        ÇEVRE SORUNLARININ TARİHÇESİ VE GÜNÜMÜZDE ÇEVRE SAĞLIĞI SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ 4.1      Orta Çağda Çevre Sorunları  

          Orta çağda kentler büyümeye ve daha karmaşık bir yapı kazanmaya başladı.

Hıristiyanlığın beden sağlığı ve temizliğine ilgi göstermemesi orta çağda önemli bir etkendir.

Romalılardan kalan hamamların büyük çoğunluğu ortadan kalkmış ve yıkılmıştır. Kişisel hijyen için alt yapının yapımı büyük bir oranda gerilemiştir. Bu tutumun bir çok hastalık salgınının çıkmasında en önemli etkenlerden birisi olduğu bilinmektedir.

Hava kirliliğiyle ilgili ilk yasa 1273 yılında İngiltere’de çıkartıldı. Londra’da 1306 yılında bir kişinin kömür yaktığı için idam edildiği belirtilmektedir.

İngiltere’deki bu yasalara rağmen tüm orta çağ boyunca çöplerin pencereden sokaklara dökülmesine devam edildi.

4.2      Yeni Çağda Çevre Sorunları

            Sanayi devrimi ile birlikte belirli bölgelerde yoğunlaşan sanayi tesisleri önemli sağlık sorunlarına yol açmaya başlamıştır.Sınırlı bölgelerde yoğunlaşan sanayi tesislerinin yarattığı çevre kirliliği etkilerinin ortadan kaldırılması mümkün değildir.

Klorür, Amonyak, Karbondioksit ve Metan gibi kirleticiler önemli solunum yolu hastalıklarına yol açıyordu.

4.3      Günümüzde Çevre Sağlığı

            Çevre Sağlığının çözümüne yönelik çabalar, Hollanda, Belçika, Avusturya gibi ülkelerde Sağlık Bakanlıklarınca yürütülmektedir.

Kanada, İsveç ve Japonya’da ise Tarım, Orman v.b. Bakanlıklarının görevidir.Fransa ve İngiltere’de doğrudan çevreden sorumlu bakanlıklar vardır.

Belediyelerde yapılan son düzenlemeler ve belediye kaynaklarının arttırılması. Çevre sağlığı ile ilgili alt yapıya ayrılan kaynakların yükselmesine neden olmuştur. Ülkemizde 1980 yılı öncesinde çevre sorunlarının çözümüne yönelik ayrılan kaynak GSMH’ nın  %0,01’i kadarken giderek artmaya başlamıştır. Çevre sağlığı sorunlarını Çözümüne yönelik olarak yapılacak ön harcamalar başlangıçta yüksek görünse bile İleride düzeltici çabalara ayrılarak G.S.M.H zorunluluğu göz önüne alındığında oldukça ucuza gelmektedir (Güler ve ark. 1997, s.89).

5.        ÇEVRE KİRLİLİĞİ, ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ VE ETKİLERİ

Çevre kirliği, doğanın temel, fiziksel,  unsurları olan  Hava, Su, ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen çevre sorunlarına denir. ( Topbaş ve ark. 1998.S,3)

5.1      Hava Kirliliği 

Doğal ortamdaki atmosferik havanın fiziksel,biyolojik ve kimyasal özelliğini çeşitli etkenlerle canlı yaşamını tehdit edecek şekilde değişikliğe uğramasıdır. Örneğin ağır sanayi bölgelerindeki toz,duman,zehirli gazlarla atmosferik havanın renginin kokusunun ve kimyasal yapısının  değişmesi örnek verilebilir (Topbaş ve ark. 1998, S.7).

Günümüzde 33’ den fazla maddenin hava kirlenmesinde önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Havayı kirleten kaynakların başında Taşıtlar, Çöplerin yakılmasıyla oluşan zararlı dumanlar ve yerleşim yerlerindeki bacalar ilk sırayı almaktadır ( Tülücü, 1993 S. 51 ).

Havada devamlı bulunan ve miktarları değişmeyen gazlar, hayatın sürekliliğini sağlayan unsurlardır. Diğer taraftan atmosferde yerden  25 km yüksekliğe kadar bulunan gazların miktarları aşağıda sunulmuştur.( Topbaş ve ark. 1998  S.7)

Ppm _ İngilizce açılımı part pel million’dur. Yani milyonda bir anlamına gelir.

 

GAZLAR

Ppm olarak düzeyleri

 

Azot

780900

 

Oksijen

209400

 

Argon

9300

 

Karbondioksit

315

 

Neon

18

 

Helyum

5,2

 

Metan

1,0-1,2

 

Kripton

1,0

 

Azot oksit

0,5

 

Hidrojen

0,5

 

Ksenon

0,08

 

Azotdroksit

0,02

 

Ozon

0,01-0,04  

Okulumuzun hava kirliliğinden bahsedecek olursak  eğer ilk faktör olarak okulumuz kantininde yapılan alış verişte kullanılan fişlerin toplanıp kantinin alt kısmında yakılması sonucu kantinde oturan arkadaşlarımız rahatsız edilmektedir.Bu rahatsızlık öğrenciler üzerine gelen kül ve duman olmaktadır.

Okulumuzda ısınmak amacıyla yakılan kaloriferin bacalarından çıkan dumanlar bacalarda filtre olmamasına rağmen hava kirliliği yaratabilecek oranda gaz ihtiva etmemektedir. Ayrıca okulumuzun coğrafi konumu ve kampus binalarında dersliklerin ve diğer genel kullanım için ayrılan binaların yapıları ve dağılışları gereği herhangi bir hava kirliliğinin oluşmasına ortam yaratacak bir durum söz konusu değildir.

5.1.1      Hava Kirliliğinin  İnsanlar üzerinde Etkisi     

           Modern yaşamın sonucu olarak alıcı ortama deşarj edilen  zehirli maddeler insan vücudunun direncini ve koruma mekanizmasına etki eder, insanı zayıflatır.

Hava kirliliği ve baskısı kalp ve dolaşım rahatsızlığı yaratmaktadır. Benzpyren, ağır metaller,asbest tozları akciğer kanseri yapmaktadır. Karbonlu Hidrojenlerle çeşitli organ kanserleri meydana gelir. Kurşun, Kadmiyum ve civa ile sinir sisteminde zararlar meydana getirir. Zehirli maddeler ( Arsenik,Siyanür v.b.) deri hastalıklarına neden olur. Kükürtdioksit ve fotooksidont maddelerle göz mukozasında zararlar meydana gelir.

Flour ve ağır metaller iskelet sistemi ve diş rahatsızlıklarına neden olur.

Benzol ile kan kanseri tehlikesi artar, genetik rahatsızlıklar meydana gelir.

Okulumuzda hava kirliliği söz konusu olmadığı için hava kirlenmesi sonucu görülen rahatsızlıklara da  rastlanmamaktadır.

5.1.2      Hava Kirliliğinin Bitkiler Üzerinde Etkisi

            Hava kirliliğini oluşturan bazı gazlar, bitkilerin solunumu sırasında gözeneklerinden içeri girerek  fotosentezi yavaşlatır, verimi düşürürler. So2 en çok tahılları etkiler, klorofili düşürür ve kurumalara yol açabilir. Ozon (03) ağaçların zamanından önce yapraklarının dökülmesine neden olur, genç ağaçları önemli ölçüde etkiler. Bu zehirli maddeler ekonomik dengeyi bozar.

            Doğal iklim süreçlerinde olduğu gibi okulumuzdaki tabi bitki örtüsü mevsimlere göre değişiklik gösterir ve bitkiler üzerinde farklı bir durum söz konusu değildir.

5.2      Su Kirliliği

Doğal çevrenin önemli bir kısmını oluşturan çeşitli su ortamlarının (Akarsu, göl ve denizler) ve ayrıca içme sularının çeşitli etkenlerle, insan başta olmak üzere diğer canlıların yaşamını olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulmasıdır. Örnek olarak çeşitli su kaynaklarının kanalizasyon      suyu,Fabrika katı ve sıvı atıkları ile kirlenmesi gösterilebilir.Su insan ve diğer canlıların ana ihtiyaçlarının başında gelir (Topbaş ve ark.1998, S.9).

5.2.1      Su ile Geçen Hastalıklar

Su,hastalık yapan bazı organizmalar için uygun bir ortam teşkil eder. İçme suyu ve kanalizasyon  tesislerinin  yeterli olmadığı az gelişmiş ülkelerde zaman zaman  ortaya çıkan Kolera,tifo ve benzeri bir çok salgın hastalık su ile taşınmaktadır ( Karpuzcu, 1985, S. 17 )

Özellikle okulumuz O.M.Y.O’u gibi toplu yaşanılan yerlerde hastalıkların yayılması çok kolay ve hızlı olur.Kaldı ki okulumuz sularına yapılan analizlerde  100 cc’ de 240 kolibasiline rastlanmıştır.Bu çok ciddi bir rakamdır. Çünkü sağlıklı, içilebilir niteliktedir. Sularda Kolibasili hiç olmamalıdır. Bu da gösteriyor ki kişisel hijyen kurallarına en çok uyması gereken kişiler bizleriz. Üstelik bizim vücut direncimiz ailesiyle yaşayıp düzenli olarak beslenen insanlara göre daha zayıf olduğu için daha dikkatli olmalıyız.

5.2.2      Su Kirlenmesinin Kontrolü  

Su kaynaklarının korunması ve kirlenmesinin kontrol edilmesinde çevre mühendisine düşen ilk iş, toplumun içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamaktır. Yakın zamana kadar su  Kolera,Tifo,Dizanteri gibi salgın hastalıkların en büyük taşıyıcısı olarak bilinirdi. Standartlara uygun yeteri kadar içme ve kullanma suyunun temin edilmiş olmasıyla bu tür hastalıklarda önemli düşüşler kaydedilmiştir. Gerekli suyun temin edilmesinden  sonra sıra kullanılmış suların toplanması ve uzaklaştırmasına gelir ( Sur ve Ark. 1998, S.80 )

Gerek yerleşim merkezlerinin, gerek  türlü Sanayi ve enerji üretim tesislerini ve gerekse insanların diğer faaliyetlerinden dolayı sayılamayacak kadar çok kirletici madde kullanılmış, sularla beraber tabiata iade edilmeden önce, onları tabiata zarar vermeye neden olmayacak hale getirmek, yani temizlemek bütün insanların ortak görevidir. Sayılamayacak kadar kirletici barındıran su kütleleri netice itibariyle birbirlerine bağlıdırlar ve ülkeler ide birbirlerine bağladıklarından,bu konunun önemi ülkelerin sınırını aşar ( Erden, 1991, S. 167 )

5.3      Toprak Kirliliği

İnsanın  insanla ve insanın doğa ile sürdürdüğü ilişkiler nedeniyle toprağın doğal denge içerisinde normal,fiziksel,kimyasal,biyolojik yapısında tabi kullanılma amaçlarına aykırı düşen değişmeler yıpranma, tükenme ve bozulmalar bütününe  toprak kirlenmesi diyebiliriz ( Güney, 1998, S. 44 )

Toprakları oluşturan temel yapı maddeleri 4 grup altında toplanabilir.

a-                 İnorganik maddeler, % 45

b-                 Organik maddeler,   % 5

c-                 Su,                           % 25

d-                 Hava,                       % 5

Bunların ilk ikisi katı gazı, diğerleri ise sırayla sıvı ve gaz  fazı oluşturmaktadır.

Toprak katı fazının çok büyük kısmını ise minareler oluşturmaktadır. Fiziksel, kimyasal ve biyolojik faktörlerin etkisi ile ayrışmaya uğrayan kayalar parçalanarak  ufalanmakta ve daha küçük parçacıklara ayrılmaktadır. Oluşan küçük parçacıklar ve mineraller su rüzgarla taşınmak suretiyle tabakalar halinde depo edilmekte, çeşitli kalınlıklarda  toprak profilleri oluşmaktadır ( Topbaş ve ark. 1998, S. 9 )

Toprak hem kendisi bir doğal kaynaktır, hem de canlı doğal kaynakların tabanıdır. Bu nedenle, toprak sorunları insan nüfusunun ve biyolojik zenginliklerin  yaşamsal sorunlarıdır. Toprakta ortaya çıkan bozulmalar ve bunların çevreye yaptığı olumsuz etkileri vardır. Bu etkilerin başında  Erozyon, Toprağın kullanılabilir verimli kısmına  su ve  rüzgarın etkisiyle aşınması yada taşınmasıdır.

Erozyonun  etkilerini sayacak olursak:

a-                 Miktar olarak toprak kayıplarında artışa yol açar.

b-                 Taşınma ile birlikte topraktaki bitki besin maddeleri de kayba uğrar.     

c-                 Toprak yapısında bozulmalar, ürünü’de  etkiler ve üretilen ürünlerin kalitesi bozulur.

d-                 Toprağın su tutma kapasitesi azalır. ( Keleş, 1994, S. 111,112 )

Erozyonu önlemede en etkili yöntemlerden birincisi ağaçlandırma, ikincisi ise çimlendirmedir. Okulumuzda iyi bir çevre düzenlemesi ile ağaçlandırma yöntemine gidilmiştir. Geri kalan ağaçlandırılmamış kısımlarda ise çimlendirmeyle erozyona karşı önlemler alınmıştır.Okulumuzda erozyon olma riski çok düşüktür. Ayrıca okul kampüsü’nün eğitimi erozyon oluşumuna izin verecek bir eğime sahip değildir. kampüsün dışında içinde bir çok  ağaç çeşidi bulunmaktadır. Bu durum toprağın verimli olduğunun göstergesidir.

5.4      Gürültü Kirliliği

Hoş olmayan, insanı rahatsız edici duygular uyandıran ve insan organizmasında hasar yapabilen ve akustik olan gürültüyü, kısaca beğenilmeyen ve istenmeyen sesler topluluğu olarak da tanımlamak mümkündür. Dolayısıyla gürültü kirliliği, insanlar üzerinde olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratan “ arzu edilmeyen sesler” diye tanımlanabilir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !